İstanbul Escort  nişantaşı escort kalenderin istanbul öyküsü

nişantaşı escort kalenderin istanbul öyküsü

(.. ) 
Bunun üzerine yürümeye başladım, sabırsızlık ateşiyle acele ilerleyerek bir saraya ulaştım. Bu sarayı görünce, on genç adamın tanımlamalarına karşın, şaşkınlığın sınırına dayanırcasına şaşırx dım, çünkü sözle tanımlanamayacak kadar şahaneydi. Içinden geçrek girdigim büyük altın kapı, doksan dokuz adet sarısabır ve sandal ağaçlarından yapılmış kapıyla çevrelenmişti. istanbul nişantaşı escort  Salonlarının kapıları, altın ve elmas kakılmış abanozdandı; bütün bu kapılar istanbul escort bayan karanın ve denizin tüm zenginliklerinin toplandığını gördüğüm salonlara, bahçelere açılıyordu. Girdiğim ilk salonda, kendimi kırk genç kızın arasında buldum. Bu kızlar öyle şaşırtıcı bir güzellikte idiler ki, bunlardan daha güzellerini düşlemek mümkün olmadığı gibi, insan gözünün bunlardan birini diğerinden üstün görmesi de mümkün değildi. Öylesine hayranlık duydum ki, başımın döndüğünü hissederek kendimi zor tuttum. Bunun üzerine hepsi de ayağa kalkıp bana yaklaştı ve bana "Evimiz sizin evinizdir, yeriniz gözümüz üzerine, başımız üzerindedir!" dediler ve beni yanlarına oturmaya çağırdılar; bir peykeye oturttular ve hepsi de yöremde, yere, halıların üzerine oturdular; ve bana, "Ey efendimiz!" Bizler senin kölelerin, malınız! Sen bizim efendimiz ve başımızın tacısın!" dediler 
Sonra hepsi birden bana hizmette bulunmaya koyuldular: birisi sıcak su ve havlular getiriyor ve ayaklarımı yıkıyor; öteki ellerime altın bir ibrikten kokulu sular döküyor; bir üçüncüsü, sırtıma kemeri altın ve gümüş tellerle işlenmiş “sırf ipekten bir giysi giydiriyor; bir dördüncüsü çiçek kokularıyla hazırlanmış nefis bir içkiy le dolu bir bardak sunuyor; biri gözlerimin içine bakıyor, bir diğeri yüzüme gülüyor, bir başkası da göz kırpıyordu. Biri şiirler okurken; bir diğeri önümde kollarını açıyor; bir başkası da kalçalarımn üstünde vücudunu kıvırıyor; biri bana "Ah!" derken; diğeri "Uh! diyor; bir başkası bana, "Gözbebeğim!" derken; bir diğeri "Ruhum benim!" diyor; biri "Canım!" derken, öteki "Ciğer köşem!" diyor, bir başkası ise "Yüreğimin ateşi! " diye sesleniyordu.  Sonra hep si yanıma yaklaştı, beni ovuşturmaya ve okşamaya başladılar ve pbana "Ey çağrılımızl Bize öykünü anlat! Çünkü biz burada, çoktandır hiçbir erkek yüzü görmeden yapayalnız yaşıyoruz. Şimdi mutluluğumuz tamamlandı" dediler. O zaman, daha da sakinleşerek onlara öykümün sadece bir bölümünü anlattım. Anlattıklarım bitince gece yaklaşmıştı. 
O zaman akıl almayacak kadar çok mum getirdiler; salon, göz kamaştıran bir güneşin aydınlatabileceği kadar aydınlandı. Sonra sofrayı kurdular-, en nefis "yemekleri ve en'başdöndürücü içkileri getirdiler, çalgılarıyla zevkli melodiler çalarak en büyüleyici seslerle şarkı söylediler; ben yemek yemeye devam ederken birileri * de kalkıp raks etti. 
Bütün bu şenliklerden sonra, bana, "Ey sevgili! Şimdi elle tutulur zevklerin tadılması ve yatma zamanıdır; içimizden günlünün çektiğini seç! Bizi gücendirmekten korkma! Çünkü her birimiz, nasıl olsa, birer gece senin olacağız; bir kırk kızkardeşiz; her birimiz sırası gelince, yatakta bütün gece seninle oynaşmaya başlayacak"  dediler. O zaman, ben, hanımim, bu kizkardeşlerden hangisini seçeceğimi bilemedim. Çünkü hepsi de aynı derecede arzu uyandırıyor'du. Bunun üzerine, gözlerimi kapadım, kollarımı uzattım ve birini yakaladım ve gözlerimi yeniden açtım. Ama yeniden hemen kapadım, çünkü güzelliğinden gözlerim kamaşmıştı. Seçtiğim kız, bana . elini uzattı ve beni yatağına götürdü. Bütün geceyi onunla geçirdim. Kırk kez ben onu duyurdum, kırk kez de o beni doyurdu. Ve her seferinde, "uh sevgilim!", "Uh ruhum!" diyor, beni okşuyordu; ben onu ısırıyordum, o beni çimdiriyordu; ve bütün gece bu böyle sürüp gitti. 
Ve ben aynı şekilde, hanımım, her gece kızkardeşlerden birier ve karşılıklı saldırılarla ışi sürdürdüm. Bu böylece bir yıl devam etti, gevşeyerek, açılıp saçılarak... Ve her geceden sonra, sabahları, bir gece sonra birlikte yatacağım genç kız yanıma geliyor, beni hamama götürüyor ve tüm bedenimi yıkıyor, vücudumu şiddetle ovuşturuyor ve Tanrı' nın kullarına bağışladığı tüm kokularla beni kokuya boğuyordu