İstanbul Escort beylikdüzü escort bir istanbul kedisi

Beylikdüzü escort bir istanbul kedisi

(. .) 
Duvara tutuna tutuna çıkan birinin yanından geçti.  Kim 0 dedi durarak. -Lerond! diye yanıtladı M. Lerond, karşıdaki kiracıa Günaydın, dedi Orvert. Ben Latuile. 'Elini uzattı ve şaşkınlıkla hemen bıraktığı sert bişeyle karşılaştı Lerond sıkılganlıkla güldü. Bağışlayın, dedi, insan bir şey görmüyor ve bu sis acaip sıcak Doğru, dedi Orvert. Açık istanbul escort beylikdüzüteki dükkânı aklına geldi ve Lerond' un aynı şeyi düşünmüş ölmasından dolayı alındı Haydi, görüşmek üzere, dedi Lerond . Görüşmek üzere, dedi Orvert, sinsice kemerinin üç kertiğini açarak. Ayaklarına düşen pantolonunu çıkardı ve merdiven boşluğuna  fırlattı Gerçekten de ateşler içindeki bir bıldırcın gibi sıc'aktı bu sis. Ve de Lerond takım taklayatı açık havada gezi'n'ebiliyorsa, Orvert giysiler içinde böyle kalacak değildi herhalde Ya hep ya hiç Ceketiyle gömleği uçtular Ayakkabılarını çıkarmadı ’ Merdivenin altına varınca, istanbul escort bayan kapısının camını tıklattı. * ’ -Girin, dedi kapıcı karının sesi. Benim ıçin mektup var mı? diye sordu Orvert. Aaa.r Mösyö Latuilel diye kahkahayı bastı şişko kadın, güldürmek ıçin nasıl da tam sözleri bulursunuz her zaman.. Söyleyin bakalım... iyi uyudunuz mu bari? Rahatınızi bozmak istemedim.. ama bu sisin ilk günlerini goıecektınız' Herkes delirmişti. Şimdiyse... Eee, alışıyor ınsan... ' Sütlü engeli aşmayı başaran kokudan, kapıcının yaklaşmakta olduğunu anladı . ~ Bir tek işte kendi yemeğıni hazırlamak çok kolay olmuyor, dedi kadın. Ama tuhaftır, bu sis... besliyor diyeceğim nerdeyse; ben, örneğin, iyi yerim... Valla üç gündür, bir bardak su, bir parça eke mek, tamam, memnunum. .
Zayıflayacaksınız, dedi Orvert. .. Hah! Hah; diye kıkırdadı kadın, altıncı kattan düşen bir ceviz torbası gibi gülüşüyle. Elleyin bir, Mösyö Orvert, hiç bu kadaı formda olmamıştım. Midelerim bile yukarı çıkıyorlar.. Elleyin lütfen... Ama... şey. dedi Orvert. 
Elleyin de görün diyorum size. Elini kaptığı gibi, söz konusu midelerden birinin ucu. üstüne yerleştirdi. -Şaşılacak şey! diye saptamada bulundu Orvert. Ve kırkiki yaşındayım, dedi kapıcı. Nasılmış! Hiç belli degil artık! Ya!... benim gibi, bir parça toplu olan kadınların, bir açıdan, işlerine geliyor.. ‘ Am-‘a Tanrım! Olamaz! dedi Orvert, şaşkın... Çlrılçıplaksınız!.. Hah, ya siz! dedi kadın. Doğru, dedi Orvert içinden. Ne tuhaf bir f1kirdi bu benimki de. -Afrobeziak (?! bir areosol 3’ olduğunu söylediler televizyonda, diye sürdürdü kapıcı. 
Öyle mi!... dedi Orvert; kapıcı kısa bir solukla değmişti kendisine ve bu kerata sisle yeniden doğmuş gibi duydu kendini. 
Dinleyin bir Saniye, Madam Panuclıe, diye yalvardı. Hayvan ' degiliz. Eğer afrodiziak“! bir sisse bu, biz de kendimize hâkim 01mağa çalışalım yahu. Hah, hah! dedi madam Panuche kesik kesik bir sesle ve ellerini hassas bir belirlilikle yerleştirdi Benim ıçin farketmez, dedi Orvert saygııilıkla. Ne işiniz varsa görün, ben hiçbir şeyle meşgul olmuyorum. E yani, diye mırıldandı kapıcı soğukkanlılığını yitirmeden, Mösyö Lerond sizden daha nazik Sizinle bütün ışi yapmak gerekiyor. ' “ . . b Bakın, dedi Orvert, henüz bugün uyanıyorum... Alışık değilim en. 
Göstereceğim size, dedi kapıcı. Sonra öyle şeyler oldu ki, Nuh' un, Salammbo mm ve Tanit' ın tülünün Sefaletini bir kemanin içine attığımız gibi, zavallı dünyanın harmonisiyle de onların üstünü örtsek daha iyi olur. Orvert ordan pek kıpirdak çıktı. Dışarıda, şöyle bir kulak kabarttı. Işte eksik olan şuydu: arabaların gürültüsü, Ama sayısız şarkılar yükselmekteydi. Her yerden gülme sesleri duyuluyordu. Biraz sersemlikle, yolda ilerlemeğe başladı Kulakları böylesi bir ses derinliğine alışık değillerdi, kayboluyordu biraz. Yüksek sesle düşündüğünü farketti. Tanrı! dedi. Afrodiziak bir sis!
Görüldüğü gibi, söz konusu düşünceler pek değişmiyordu. Ama ınsan kendini onbir gün uyumuş birinin yerine koymalı; genelleşmiş ve açık saçık bir zehirlenmeyşle komplikasyona uğramış zifiri bir karanlıkta uyanıyor ve şişko, dökülen kapıcı karının, bilinmedik zevklerle dolu bir mağaraya susamış Kirkel5 gibi, iri ve sivri göğüsleriyle tam bir Valkiri 'yel6 dönüşmüş olduğunu görüyor. 
İnce dedi Orvert, düşüncesini tamamlamak ıçin. 
Birden, sokağın tam ortasında ayakta olduğunu farkedince korktu ve kornişinim) yüz metre boyunca izledigi duvara kadar geriledi. Ekmekçiydi orası. Uygulamalı bir sağlık koruma bilgisi ona, hatırı sayılır her bedensel etkinliğin ardından bir besin almasını buyuruyordu ve bir küçük ekmek yemek için içeri girdi. 
Büyük bir gürültü vardı içerde. 
Orvert pek az 6n yargısı olan bir adamdı, ama ekmekçi kadının her erkekten, ekmekçi adamm da her kadından ne istediklerini anlayınca saçlarının diken diken olduğunu hissetti. Size bir kiloluk bir ekmek veriyorsam, dedi ekmekçi kadın, karşılığında da ona tekabül eden boyutu istemeğe hakkım var, insafl Ama bayan, diye karşı çıktı küçük bir ihtiyarın sivri orgam Orvert onun köprü bitimindeki yaşlı orgcuig) M. Curepipelwl olduğunu anladıama... bayan. 
-Bir de borulu org çalıyorsunuz! dedi ekmekçi kadın... M. Curepipe küstü. 
-Size orgumu göndereceğim, dedi gururla ve çıkışa doğru yöneldi ama Orvert vardı ve şok soluğunu kesti. 
-Evet arkadaki! diye cırlak bir sesle bağırdı ekmekçi kadın. 
-Bir ekmek istiyordum, dedi Orvert acıyla, midesini ovuşturarak. 
M-ösyö Latuile ıçin iki kiloluk bir ekmek, diye bağırdı kadın. 
~Aman! Hayır! diye inledi Orvert, o küçük ekmeklerden.
.. Hayır! dedi kadın. 
Ve kocasına seslenip; 
 Hey , Lucien, görüver şunun işini, iyi bir ders olur ona. 
Orvert'in saçları diken diken oldu ve hızla dönüp koşmağa başladı, tam vitrin camının ortasına. Dayandı cam. Orvert turunu tax mamlayıp dışarı çıktı sonunda. Sefahat sürüp gidiyordu içerde Çocuklarla çırak meşgul oluyordu. _ . Iyi be, yok elinizin körü artık, dıye homurdandı Orvert kaldınmda. Ya ben seçmeyi yeğliyorsam? Hani kandaki de surat olsa... 
Köprüyü geçtikten sonraki pastaneyi anımsadı. Hizmet eden , kız onyedi yaşındaydı, yürek biçimindeki ağzıyla ve küçük işlemeli önlüğüyle... belki de bir tek önlüğünü giyiyordu...
Orvert büyük “adımlarla pastaneye doğru yöneldi. Birbirlerine g sarılmış bedenlerin üstüne üç kez düştü ve pozisyonlarını ayrımsa. ' mak üzere takılmadı. Ama en az birinde, beş kişiydiler. 
Roma! diye mırıldandı. Quo Vadis! Fabiola! et cum spirituo tuo!“ Orjilerllm Aman Allah! Vitrin camıyla temasından kalan 0 kuşkusuz uğurlu sayılabilecek güvercin yumurtası yüzünden kafasım ovuyordu. Acele de edi% yordu çünkü kendi bedeninden olmakla birlikte, epey uzun bir mesafe kadar önünden giden bir şey, onu bir an önce varmağa itiyordu. Hedefe yaklaştığım düşünerek, dokuna dokuna yolunu bulabilmek amacıyla evlere yakın olmağa çalıştı. Antikacının, somunlu Vidayla tutturulmuş daire biçiminde kontrplak üstündeki çatlak aynalardan birine olduğu gibi muhafa. za ettiği vitrinini tanıdı. Iki ev sonra pastane. Ve" doğruca, sırtı kendisine dönük, kıpırdamadan duran bir bedene çarptı. Bir çığlık attı. 41tmeyin, dedi kalın bir ses ve şunu kıçımdan çıkarmağa bar kın, yoksa suratınızı duvara gömdürteceksiniz... Ama... yani... siz ne sanıyorsunuz, dedi Orvert. . Geçmek için sola'döndü. Ikinci şol.. Ne oluyorsunuz yahu, dedi bir başka erkek sesı. . Kuyruğa, herkes gibi. Kocaman bir gülme sesi duyuldu. 
. Ha? dedi Orvert
 Evet, dedı üçüncü bir ses, elbette, Nelly ıçin geliyorsunuz.
Evet, dedi Orvert zar zor. Öyleyse kuyruğa girin, dedi adam. Altmış kişi olmuştuk zaten ,
Orvert yamtlamadl. Çok üzgündü. Küçük işlemeli önlüğünün olup olmadığını bilmeden ayrıldı ordan. İlk dönemeçte sola saptı. Karşı yönden gelen bir kadın vardı ikisi birden yere oturarak devrildiler. 

-ÖZür dilerim, dedi Orvert.  Benim suçum, dedi kadın Sağ yanı tutuyordunuz. Kalkıiıanıza yardımcı olabilir miyim, dedi Orvert.Ya1_nızsınız, degil mi? , Ya siz, dedi kadın. Umarım beş ya _da altı kişi üstüme atlamazsınız? Bir kadınsınız, degil mi? diye sürdürdü Orvert. Kendiniz bakın, dedi kadın ı Birbirlerine yaklaşmışlardı ve Orvert yanağında uzun, ipek gibi saçlar hissetti. Birbirlerinin önünde, dizleri üstündeydiler. Nerede rahat edebiliriz? dedi. 
-Yolun ortasında, dedi kadın. ' Kalkıp oraya gittiler, noktayı da kaldırımların kenarına göre ayarladılar. Sizi arzuluyorum, dedı Orvert..Ben de sizi, dedi kadın. Adım... Orvert sözünü kesti Farketmez, dedi Ellerimle bedenimin öğrenecekleri dışında hiçbir şey bilmek istemiyorum. . ”Buyrun dedi kadın. Tabii ki, diye saptamada bulundu Örvert, giysiniz yok. Sizin de, dedi kadın. . Orvert onun üstüne uzandı.. Acele etmemiz için hiçbir neden yok, dedi kadın. Ayaklardan başlayıp yukarı doğru çıkın.  Orvert çok şaşırdı. Söyledı de  Böylece, düşünebiliyor musunuz, dedi kadın Tenimizle araştırıp inceleme yolundan başka, bunu kendiniz de söylediniz, hiçbir inceleme aracımız kalmamış oluyor. Artık bakışımzdanm’ korkmau dığımı unutmayın. Erotik özerkliğiniz suya düşmüş durumda. ' Açık sözlü olalım ve dolaysız konuşalım. -Güzel konuşuyorsunuz, dedi Orvert -"Les Temps Modernes" okuyorum, dedi kadın. Haydi, bir an önce cinsel eğıtimime başlayın. Orvert ın birçok kez ve değişik biçimlerde yaptığı da bu oldu. Su götürmez yetenekleri vardı kadının ve ışığın yanacaği gibi bir korkuolmadıkça, olasılıkların alanı bir hayli engin. Hem, eskime olmuyor. Orvert'in, ihmal edilemez değerde iki üç oyun ve ardarda yinelenen bakışık bir birleşmenin uygulanışını öğretmesi, ilişkilerine güven getirdi. İnsanları tanrı Pan'ın sureti gibi yapan sade ve tatlı bir yaşamdı bu. Oysa radyo, bilim adamlarının olayda düzenli bir gerileme kaydettiklerini ve sis tabakasının günden güne alçaldığını söyledi. Tehlike önemli boyutlara ulaştığından, büyük bir kurul toplantısı yapıldı. Ama çabucak bir çözüm bulundu çünkü insan dehasının binlerce yönü Var ve özel bulucu aygıtlarla da gösterildiği gibi, sis dağıldığı zaman, yaşam mutluluk içinde sürebildi, zira herkesin gözü kör olmuştu.