İstanbul Escort escort sazların arasında herşeyi yapıyor

Escort sazların arasında herşeyi yapıyor


Ben genç bir erkeğim. Yaz tatili gelmiş ve çiftçilik yapan ailemin yanına gitmiştim. O dönemde yeni yeni cinselliği tanıdığım için aşırı ilgi duyar; gazete ya da dergilerden kestiğim çıplak kadın resimlerini biriktirir; iyilerini seçip çay kıyılarına böğürtlen aralarına saklar; boş kalınca alıp (boyumu geçtiği için emniyetli olan) mısır tarlasının içinde onlara bakarak boşalırdım. Mehmet Amca diye bir komşumuz vardı. Tek oğlu askerdeydi. Karısı ve gelini ile birlikte oturur, çiftçilik yapardı. Gelini Mürüwet bir gün çay kıyısında çamaşır yıkıyordu. Ben mısırların arasına gizlenmiş farkında olmadan açılacak bir yeri olursa görürüm diye bekliyordum. Çamaşır bittikten sonra banyo yapmak için sazlarla örülmüş bölmeye geçti.  istanbul escort  Zor oldu ama iyice yaklaştım. Seyrek örülmüş sazların arasmdan onu seyretmeye koyuldum. Mükemmel bir vücudu vardı. Soyundukça ortaya çıkan vücudu beni şaşırtıyor, titretiyordu. Dimdik göğüsleri, incecik beli, dolgun mu dolgun kalçaları, şahane bacakları vardı. beylikdüzü Pürüzsüz, genç vücudu bembeyazdı. Ben hemen fırsat bilirek elimi pantalonumdan içeri daldırmıştım. 
Mürüwet önce jiletle kadınlığının etrafındaki uzamış tüyleri traş etti. Kabakla su serpip iyice yıkadı. Sonra banyo yaparken tabure olarak kullandığı taşın üzerine oturdu ve bacaklarını iyice açarak benden yana doğru uzattı. Şimdi kadınlığı iki metre kadar önümdeydi ve bana bakıyordu. Omrümde ilk kez bir kadının bacaklarının arasını görüyordum, üstelik bu kadar yakından. Bu gün hala o iki kalın ve etli dudağı olduğu gibi hatırlarım. Yukarıdan aşagıya bir çızgl gıbi uzanan, doğanın kadına en büyük uzvu olarak bahşettıği muhteı şem görüntüye bakarken boşalıvermıştim. Kulodum berbat olmuştu. Umursamadım ama sertliğinı ilk anda yitiren garibimi tutup dışarı çıkardım. Mürüvvet taşın üzerine oturduktan sonra eğilip kadınlığına baktı ve elini üzerinde şöyle bir gezdirip avuçladı, sıktı. Avucunu dolduruyordu neredeyse. Ağzından o an derin bir ohh sesi duyuldu. Obür elini göğüslerine götürdü ve altlarından kavrayıp sıktı, okşadı. Belli bir rıtim içerisinde bunları tekrarlamaya başladı. Göğüslerini avuçluyor, sıkıyor, uçlarını iki parmağı arasına alıp eziyordu. Obür eliyle de kadınlığını okşuyordu. Sonra iki parmağını derinlere kaydırdı. Şimdi parmaklarını iyice oynatıyordu. 
Pantalonumun kemerini çözüp aşağı kadar indirdim ve dizlerimin üzerinde dikildim. Biraz önceki boşalmayla ıslanmış olan aletim kaygandı ve avucumun içinde sabunluymuş gibi kayıyordu. Mürüwet bir süre sonra kenarda duran su kabağını aldı. Bir eliyle kadınlığının derinliklerine inmeye, hazzını arttırmaya çalışırken öbür elindeki su kabağının sapını ağzına götürdü. Niyetini anlamıştım ve şaşkınlık içindeydim. Pek kalın olmamakla beraber sapı en az 25 santim vardı. Sapı önce kadınlığının etli ve kalın dudaklarına sürttü, sonra... Biraz daha, biraz daha derken sapın tamamına yakın kısmı kabarık dudakların arasında kaybolmuştu. Ahh’lar. oft’lar, ıhh’lar geliyor, sapı bir görünüyor, bir kayboluyordu... Gözlerini kapamış. başını geriye atmış kıvranıyordu... Biraz sonra Mürüwet'in sesi hırıltıya dönüşmüştü. Ardından titremeye. can çekişen hayvanlar gibi sallanmaya başlamıştı. Bu arada ben de ikinci kez bosalmıştım. 
Iki gün sonra mısırı suluyordum ki Mürüvvet yanıma geldi. Ben geçip gidecek zannediyordum anıa yanıma gelip “Geçen gün seninkini gördüm" dedi. “Kabağın sapı kadar büyük değildi ama en az onunki kadar diri ve sertti. Sen beni izlerken ben de göz ucuyla seninkini izliyordum. Biliyor musun, ben o gün seninkini içime alıyormuşum gibi hayal edip boşaldım. Sanırım sen de kendininkini kabağın sapı yerine koyup boşaldın...” 

Bunları söylerken yanıma yaklaşmış, pantalonumun fermuarını indirmişti. Eline alıp okşadı. Hemen sertleşmiştim. Baktı ye “Bu yaş için fena sayılmaz” dedi. Onemde eğildiğini, ağzını kullanmaya başladığını, külodunu indirdiğini, arkasını bana döndüğünü, beni rahatça aldığını, beni sarsıla sarsıla boşalttığını ve bu işi 0 yaz boyunca her fırsatta yaptığımızı ayrıntılı olarak yazmaya geret yok sanırım... (A.A.; ISTANBUL