İstanbul Escort fatih escortsuz hayat geçmiyor

Fatih escortsuz hayat geçmiyor

Oysa daha o sabah, kuş seslerinin delirttiği, allahm belası bir sessizliğin içindeydim. Oradan debelenip çıkmak için, bir süredir kendime bir istanbul fatih escort bulmaya çalışımş, sonunda yakınlaşan yeni yaşımı, yani yaşgünümü en uygun gün olarak bulmuştum. 

Kırkdokuz yaşımı bitirdiğim gün, kendime ödül verecektim. 

Nasıl başardım bilmiyorum ama, o dünyadan bu gecelik de olsa çıkmıştım işte. Ashnda çıkmıştım demek, doğru olmayabilir çünkü yarın sabah, gözlerimi yine o dünyaya açma ihtimali çok yüksekti. Çoktandır ğüzel şeylerin pek de uzun sürmediğini biliyordum üstelik gece de henüz başlamarnıştı... 

Sabaha dönmem gerekirse, tuhaf bir debelenmenin içindeydim gerçekte de... Önce, oturduğum, çöktüğüm, yapıştığım o kanapeye karşı bir bağımlılığım olduğunu fark etmiştim. Bir türlü oradan kalkmak istemiyordum. Sonra, pırıl pırıl ve düzenli duran ve çevremi saran tüm eşyalarm, uzun süredir ruhumda, elmasla kesilmiş gibi keskin çizikler bıraktığım bilmeme rağmen, üzerimde bıraktıkları tuhaf ahşkanlıkları beni korkutmuştu... Onları bırakmam oldukça zor ohnuştu. Hatta onları okşayıp yatıştırırken ve geri döneceğimi söylerken bulmuştum kendimi... 

Bütün bunlar ve bir paçavraya dönüşmüş olan ben, kolay mı?. .. Kirli sularda yıkamp sonra da sıkılıp bir kenara atılmış bir yer bezinden farkım yoktu. .. Sözlükler, okuyup yarım bıraktığım kitaplar, ansiklopediler, karaladığım, çiziktirdı’ğim yazılar... Binlerce düzgün duran nesne, kuş sesleri Ve sessizlik. 

Üstelik anılarım da bir süredir istanbul bayan escortu uzaklaşmışlardı. Yakın anılar iz bırakmıyordu. uzak anılarıysa hatırlayamıyordum artık. Bu sessizlik içinde, yapılacak pek de bir şey kalmadığım düsünüyordum şu hayatta... 

Son iki senedir yemek yapmaktanki rehabilitasyon aracı olarak kullanmıştım bu alanıve bu konuda binlerce bilgi edinmekten gırtlağa kadar dolmuştum üstelik. EV, televizyon, VCD, telefon, arkadaşlar, akrabalar, güncelliğin dayanılmaz kabusuydu bütün hayat... İstemediğim bir oyunun baş oyuncusuydum. Oysa ben istemediğim şeyleri de iyi yaparım. Neden böyle olmuştu ki? 

Sürekli kül tablası boşaltan, minderleri kabartan, objelerin ve eşyalarm simetrilerini ayarlayıp duran, iki bulaşık bardak buldu mu hemen yıkayan bendim... Bütün bunlarm tanrıçasıydırn. Ve başka da bir talean yoktu. Kendimin ve bedenimin dışmdaki herşeyin tanrıçası... 

Oysa escortum oradaydı ve öylece duruyordu... Ama ben hissetmiyordum çoktandır onu. İyiydi böylesi. Saçlarım, tenim, göğüslerirn, karnım, ellerim, bacaklarım öylece, boynumun devamı olarak ve sanki beynimden bağımsız sarkıp duruyordu. Belki de bu yüzden en son gördüğüın kabus, çıldırmış gibi konuşan, derin derin, fıldır fıldır ba

kan, tuhaf mimikler yapan ve delirmiş gibi düşünen bir kelleydi. Bedeni olmayan bir kelle! Allahım o ne korkunç şeydi öyle! Bedensiz bir kafaydıın... 

Ama olan olmuş, o sabah her şey değişmişti. Kabustan çıkıp da sakinleşmeye çalıştığımda, çoktandır hissetmediğim bir şey olmuştıı. Bedenimin altında, bacaklarımm arasında bir yerlerde bir kipırdanma ve bu kıpırdanmaya komut vermeye hazır, yine beynimin bir yerlerinde sinmiş bekleyen bir başka kıpırdanma... 

Ama duymak görmek hissetmek istememiştim bütün bunları... Geçiştirmek, boşvermek, aldırış etmemekti en iyisi... Daha da kötüsü korkuydu... Beynimin kontrol edemediği bütün kıpırtılara çoktandır yabancıydnn ve korkuyordum. Pedala bassam, o minicik kıpırtıları dinlemeye başlasam, biliyordum ki kan akmaya başlayacaktı damarlarımdan. Ve geçmeye başladığı her yere hayat gelecekti.Bayan escortun her milirnetresi yavaş yavaş yaşama dönecekti. Önce tüylerim havalanacaktı, tenimde ufacık ufacık kabartılar olacaktı, sonra onlar, bütün gövdemi saracakü. Saçlarım, boynum, omuzlarım, gögüs uçlarım, karnım, bacaklarım devinip durmaya başlayacaktı olağanüstü bir ritmle. .. Bütün kainat, nasıl ufacık bir delikten kusulduysa dışarı, kadınlığım da öyle saçılacaktı bacaklarırnın arasından dışarı. 

Elli yaşıma bastığım bu gün ben de komutu verdim. Ama önce kalbimde başladı kıpırtı. Neden orada başladı ki sahi? Beynimle kalbimin arasmdaki o süreci farkedememiş miydim yoksa? Belki de uykuda gerçekleşmişti bu süreç. Bir isim sayıkhyordum üstelik durmadan. Bir erkeğin ismiydi. 

Yok, sevdiğim bir erkek ismiydi. Belki de sevdiğim bir erkeğin ismi... Bütün erkeklerin isnıi olabile. cek bir erkek ismiydi. Güzel, yüksek bir şeyler ha. tırlatıyordu bana. Öylesine dile uygundu ki, söyle. mekten bıkmıyordum. Tekrarlamaktan alamıyon dum kendimi. Isim beni bir yerlere, bir dağa, bir ufka, bir vadiye, bir denize, sonsuzluğa götürdü. 

Artık gece yarısı ohnuştu. Boynumda ince, siyah, gri, beyaz çizgileri olanbiraz erkek formu olduğunu düşündüğümbir fularım, üstümde, kahverengi, “V” yaka tişörtüm, altımda kot pantolonum ve sütlü kahverengi, dolgu topuklu, süet çizmelerimle kendimi çok rahat ve iyi hissediyordum. Uçarcasına yürüyordum. Bedenimi bütünüyle hissediyordum. Çok güzel bir duyduydu bu. Öyle bir enerji, öyle bir bedendiın ki, gelip geçen herkes bana bakıyordu hayranlıkla. Bakışlar bedenimdeydi. En çok da genç erkeklerin bakışları. Demek ki doğru sinyali veriyordu bedenim sonunda. 

Gövdem yeniden doğmuştu, diri, arzulu ve en önemlisi umutluydu. Ve soluk alıp veriyordu benden bağımsız. 

Özel bir nedeni var rmydı bedenimin beni buraya getirmesinin? Bildiğim bir şey vardı ki bir süredir elli yaş ve elli yaş üzerindeki erkeklere tahammül edemeyişiın. Pörsümeye yüz tutmuş etleri, hafıf kamburlaşmaya başlaımş bedenleri, içeriye çekmeye çalıştıkları bombeleşmiş göbekleri, çil basmış elleri ve en çok da yüzlerindeki o tuhaf, kasılıp kalmış müptezellikleri! Hepsine de “dudak bükerek’ bakmak geçiyordu içimden. Oraya buraya bulaştırmaya çalıştıkları acılarmdan, libido sapması takmtılarmdan, iddialarmdan, bir türlü hayatlarma geçiremedikleri bilgilerinden, saçma sapan iktidarı kaptırma korkularmdan iğreniyordum artık. Bu gece, genç bir erkeğin soluğunu duymak istiyordum ben, saçlarımda, boynumda, yüzümde, kulaklarımda soluğu dolaşsm istiyordum... Sonra tutup elimden beni götürmesini istiyordum.

Başlayan şölenin akrobatınm o olmasını istiyordum. Korkusuzca gözlerime bakmasını istiyordum. Sert karnına dokunmak, ağırlaşmamış nefesini içime çekmek, dişlerindeki nane kokusunu, saçlarmdaki süt kokusunu duymak istiyordum. Dudaklarının lezzetı'ne doyamamak istiyordum. “Deli kanım” hissetmek, cahil cesaretini hoş görmek, oluşmarmş duyarlılığını affetmek, kararmarnış ruhunun aydmlığmı ve acı oturmamış kalbinin ritmini duymak istiyordum. Aydınlık, su gibi akan bir sevişme istiyordum. Kendime ve bedenime verdiğim ödül buydu işte. 

Ödül geldi, kısa bir süre sonra... Az ilerimde duruyordu. Neredeyse yıkılacak kadar sarhoştu ve kendi kendine dans ediyordu. Her aldığı biradan sonra, parasını denkleştirip ödüyordu barmene... 

Dalgalı, kumral saçlarını, lastik tokası zaptedememişti. Taşmıştı tokadan saçları. Kısık bakan gözleri birbiri ardına arzu, utangaçhk ve cesaret saçıyordu. Uzunca boyluydu. Ust bacağının poposuyla birleştiği yerde, pantolonu harika bir kıvrım yapıyordu sallandıkça. Gövdesi gergin ve genişti. Boynu bir heykelinki gibi yuvarlaktı. Dudakları minik kıpırtılarla doluydu. Orada öylece duruyordu ve bana bakıyordu. Gülümsedim. Kendini, neredeyse kucağıma atar gibi yanımda bitti. Biraz terlemişti. Gri tişörtü ıslaktı. 

“Kucağıma düştün” dedim. 

Gülümsedi escort. Daha bir sevimliydi sanki. 

“Ben de iyi ayarladım ama...” dedi, 

Pek konuşmadık. Sadece gülümsedik, dansettik ve içtik. Sonra kendini tutamayıp dudaklarıma yapıştı. Tahmin ettiğim gibiydi dudakları. Elimden tuttu, gece sonunda. 

“Gidelim mi?” dedi. 

Ben de, 

“Gidelim” dedim.

loading...