İstanbul Escort istanbulun tepelerinde escortla sevişerek geçirdik

İstanbulun tepelerinde escortla sevişerek geçirdik

 Bizim köyde herkes yazın çamlıca tepesine yaylaya giderdi. Erkekler de genelde inşaat işiyle uğraşırdı. Ben öğrenciydim ve o yüzden şehirde oturuyordum. Şu anda ise sekiz yıllık öğretmenim. 1.72 boyunda, beyaz tenli, spor yapan, enerjik hatta patlamaya hazır bir gencim. Ustelik köyün 0 güzel sütleri, yoğurtları ve soğuk suları insanı içi içine sığmaz bir hale getiriyor. Bu anlatacağım olay ben henüz öğrenciyken başımdan geçmişti. Mevsim yaz, temmuz ortasıydı. Yaylada olağanüstü bir güzellik vardı. Her taraf yemyeşildi ve insanı coşturan bir ay vardı. Komşumuzun bir gelini var. Adı escort Aslı. O kadar güzel ve seksi bir kız ki ona bayılmamak elde de: ğil. Uzun bir süreden beri fazla abartmadan onunla ilgileniyor, kur yapıyordum. O da durumun farkma varmıştı. Onun da bana ilgi duyduğunu tahmin ediyordum. Yaşı 19 civarındaydı. Orta boylu, buğday tenli, ince belliydi. Küçük fakat dik memeleri şalvarının içinde bir sağa bir sola salınan kalçaları vardı. Beni çıldırtıyordu. Ama korkuyor ve bir türlü açılamıyordum. Işte o gece evde oturuyordum. Birden Aslı geldi. Minik buzağıları dağda kaybolmuş, onu bulmaya gidecekmiş. Ama tek başına gitmeye korktuğu için benim de yanında gitmemi rica ediyordu. Annem memnuniyetle kabul etti. Fakat gece dağlarda onu bulmamızın imkanı olmadığını, o yüzden sabaha karşı yola çıkmamızın iyi olacağını söyledi.O gece sabahı zor etmiştim. Zaman geçmek bilmiyordu. 
Neyse, sabah gün ağarmaya yakın Aslı ile buluşup yollara düştük. O tepe senin, bu tepe benim dolaşmaya başladık. Bayağı dolaşmış ve epey yorulmuştuk. Bir mağaranın önüne geldiğimizde de gölgenin altında dinlenmeye karar verdik. Mağaranın içine girdik. Burası beş metrekarelik bir yerdi. Hem tertemiz, hem de yumuşacık toprağı olan bir yerdi. Yanyana oturduk. Bir türlü ona açılamıyordum. lçim eriyor, bitiyordum. Bir sigara yaktım. Ama benim bunca zaman yapamadığımı 0 yaptı ve benim elimi tuttu. lçim yanmıştı. Gözgöze geldik. Yalvarır gibi birbirimize bakıyorduk. Hemen Aslı o ipek gibi saçlarını savurarak başını bana yasîladı. Heyecandan titremeye başlamıştım. Aslı yüzünü bana dönerek dudaklarıma yaklaştı. Opmeye başladı. Ben buz kesilmiş, hiç bir şey yapamıyordum. Sonra o elimi tuttu ve göğsüne götürdü. Sonra da gezdirmeye başladı. Birden bir papatya gibi açılmıştık. Bilmiyorum belki yirmi dakika dudaklarını somurmuş, göğüslerini parçalamıştım. Bir ara gözlerimi açtığımda onu bayılacak gibi gördüm. Korkmuştum. “Bir şey mi oldu’?” diye sordum. Bana bu güne kadar hiç mi birşey anlamadığımı, neden daha önce hiç bir şey yapmadığımı sordu. Başını sallıyor, bir yandan da “Yap ben'i, hadi artık” diye inliyordu. Beni ne kadar çok arzuladığını söylüyordu. Sonra birden coştu ve pantalonumun fermuarını aşağı indirdi. Eteğini, kazağını ve içindeki üç parça çamaşırı bir çırpıda çıkarıp karşımda çırılçıplak kaldı. “Oldür beni, öldüresiye sev beni," diye bağırıyordu. Memelerine ellerimi koyuyor, onları deli gibi bastırtıyordu. Alttan da yukarıya doğru kayıp orasını benim orama bastırarak sürtüyor, bir ileri bir geri gidiyordu. Onu yalamaya başladım. Her tarafını yalıyordum. Her tarafımız karmakarışık olmuş. birbirimize dolanmıştık. Arkasını dönüyor, bir türlü önünü benim tarafa döndürmüyordu. Aşk üçgenine uzanmamı söyledi. Ben de onun üçgeniyle ilgilenmeye başladım. 0 da bu arada benimkinin üstüne uzanmış ve somurmaya başlamıştı. Sonra onu aldı ve kendi içine yerleştirdi. Hızlı bir tempoyla gidip gelmeye başladık. Çırpındı, çırpındı. Sonunda ikimiz de aynı anda patladık. O gün bütün gün dağların arasında değişik yerlerde beraber olduk. Şansımız iyi gitti de minik buzağıyı da bulduk. Yoksa onca saatlen sonra eli boş dönmek hiç de hoş olmayacaktı. 
(Rumuz: Avşaroğlu; istanbul