İstanbul Escort mecidiyeköy escort bayan tren macerası

Mecidiyeköy escort bayan tren macerası

Birgün yine tuğla götürmüş ve dönmek için tren garına gitmiştim. Tren kalkmak üzereydi. Hemen bilet alıp trene bindim. Boş kompartıman ararken iki genç escort bayan gözüme çarptı. Aile arasında rahat etmem diye tam başka bir kompartman geçmek üzereyken arkamdan bir istanbul bayan escort sesi beni çağırdı. llk bakışta tanıyamadım. Ama dikkatlice baktığımda 1996-98 yıllarındaki eski sevgilim Lale olduğunu anladım. O yıllarda liseyi bitirmek üzereydim. Birbirimizi çok seviyorduk. Ama bir keresinde bir erkekle kolkola gördüğüm için çok kıskanmış ve ondan ayrılmıştım.Mecidiyeköy escort'a gidiyormuş. “Gel yanımıza otur; beraber gidelim,” dedi. Beni arkadaşıyla da tanıştırdı. İkisi de Sıcaktan pantalonlarını çıkarmış, eşofmanla oturuyorlardı. Bira ve çerezleri almışlar, ufak ufak atıştırıyorlardı. Derken aşk günlerimizden bahsettik. escort Lale gelip yanıma oturdu. Ellerini bacaklarımda gezdirip kaç çocuğum olduğunu sordu. “Dört tane” dedim. Onun da üçmüş. Bir ara açık fıkralarla meclisi şenlendirdi. Arkadaşı birden “Ali, hiç Lale’yle yattın mı?” dedi.Üzerimden ufak terler attı. “Hayır” dedim. “Denemek ister misin?” diye sordu. Dilim tutulmuş, cevap veremez olmuştum. Bu arada Lale elini önümdeki kabarıklığa koydu. Ben taş kesilmiştim.İlk tünele girdiğimizde dudağıma yapıştı. Ben de, ne olacaksa olsun, deyip sarıldım. Tünelden çıktığımızda Lale’nin arkadaşı  escort Hayriye perdeleri kapatarak kapının zincirini taktı.Önüme eğilip fermuarımı indirdi. İstanbul escort oral seksi o kadar maharetli yapıyordu ki kafamda dinamitler patlıyordu.Bayan escort da elini kendi üçgenine sokmuş oynuyordu. Hayriye birden kalktı “Hadi kız, hazır” dedi. Lale kalkıp üzerime oturdu. Tren sarsıldıkça Lale’de ritme uyarak gidip geliyordu. Memeleri o kadar şahaneydi ki, uçları dimdik olmuştu. Birden bana mengene gibi sarıldı ve gevşedi. Bense hala olmamıştım. Oysa onunla olmak isterdim. Lale kalktığında yalvarmayı gururuma yediremedim. Ama, Hayriye sıra bende, dedi. Ellerini oturacak yere dayayıp arkasını döndüğünde o muhteşem manzarayı doya doya öptüm. “Hadi, ne olur çabuk” dedi. Yalvarması o kadar hoşuma gidiyordu ki hemen hedefe sapladım. Tıpkı bir at gibi kafasını sallıyor, sarı saçları dalgalanıyordu. Birden sarsılmaya başladı. O anda ben de Scudları peşpeşe başıboş fırlattım. Bir boşlukta gidiyor gibiydim. Madene vardığımızda perdeleri açtık. Yaklaşıyorduk.Telefon ve adreslerini verdiler.